- Katılım
- 29 Nis 2026
- Mesajlar
- 1,506
- Tepkime puanı
- 4
- Puanları
- 18
Kumpas davalarında hapis yatan emekli albay Alican Türk'e askeri tesislere giriş yasağı getirildi. Bu karar sonrası Türk'ün yürütmeyi durdurma talebi Ankara 14. İdare Mahkemesi tarafından reddedildi. Alican Türk, diğer komutanların benzer davalarında yürütmeyi durdurma kararı verilirken, kendi başvurusunun reddedilmesini 'hukuk adına hem üzücü hem acı acı düşündürücü' olarak nitelendirdi. Mahkemenin itirazına verdiği yanıtta, idari işlemin hukuka aykırılığı ve telafisi güç zararların belirtilmesi zorunlu olduğu ifade edilirken, Türk avukatının 18 sayfalık dosyasında tüm bu hususların madde madde açıklandığını belirtti. Bu durum, yargıçların dosyayı okumadığı şüphelerini akıllara getiriyor.
Yasak kararının gerekçesinde, Alican Türk'ün sosyal medya paylaşımlarının Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) küçük düşürmeye yönelik olduğu iddia ediliyor. Ancak Türk, hayatı boyunca TSK'nın yüceltilmesinden başka bir faaliyeti olmadığını, aksine TSK'yı küçük düşürenlerin bu keyfi yasakların altına imza atanlar olduğunu ve onlarla hukuk önünde mücadele edeceğini vurguladı. Paylaşımlarının önemli bir kısmının çözüm sürecine yönelik eleştirilerden oluştuğunu da ekledi. Bu durum, yasağın arkasındaki gerçek nedenler hakkında soru işaretleri yaratıyor.
Öte yandan, Alican Türk'ün sosyal medyadaki bazı paylaşımları da dikkat çekiyor. Örneğin, iki hafta önce Instagram'da paylaşılan bir gönderide, Türk'ün 'Apo paranoyak, korkak biridir. Orkun Özeller'in bu tehdidi bile Apo'yu korkudan öldürebilir.' şeklinde bir ifadesi yer alıyor. Bu tür sert çıkışlar ve yorumlar, kamuoyunda farklı tepkilere yol açabiliyor ve bu tür yasak kararlarının alınmasında etkili olup olmadığı merak ediliyor. Ayrıca, daha önce Halk TV'de yaptığı bir açıklamada, TSK'dan atılan kişilerin tarikat ve cemaat bağlantıları nedeniyle atıldığını belirtmişti. Bu açıklamalar da kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
Bu olay, kumpas davalarında mağdur olan bir ismin, yıllar sonra dahi askeri tesislerden men edilmesi ve bu kararın hukuki süreçte de tartışmalara yol açması açısından önemli. Alican Türk'ün yaşadığı bu durum, hem kişisel hak ve özgürlükler hem de yargı süreçlerinin işleyişi açısından düşündürücü. Sizce bu yasak kararı hukuka uygun mu, yoksa Alican Türk'ün iddia ettiği gibi keyfi bir uygulama mı?